1.18.2009
Kanlı Bir Filistin Gecesi.!


            Sevdası yarım kalmış iki sevgili gecenin yarısı öldürüldüler; hava yoğunlaştı, solunmaz hale gelmişti neredeyse, barut kokusu iyiden iyiye sarmıştı her yanı, patlamalar ardı ardına duyulmaya başladı, çığlık sesleri patlama seslerini bastırıyordu, ağıtlar yükseldi, uğuldayarak gelen ve müthiş bir sesle patlayan füzelerin, hedefini bulma çabası peşinde duvarlara isabet eden mermilerin seslerini bastıran ağıtlar vardı. Ağıtların, çığlıkların ve patlamaların seslerini bastıran; şehit olma arzusunu, sahibe dönme arzusunu, vuslat arzusunu tetikleyen tevhid sesleri vardı… Gecenin bağrında….

 

            Yavrusunu korumaya çalışırken; kendi sırtından giren şarapnelin göğsünden çıkarak, öpmeye kıyamadığı yavrusunun bedeninin parçalamasına şahit olan ana vardı o gecenin içersinde. Korkudan bayılmış küçük kardeşini güvenli bir yere çekmeye çalışırken; kardeşinin kafasının kopmuş olduğuna şahit olan abi vardı o gecenin içerisinde. Ailesine koşmaya çalışırken; yıkılmış evinin enkazını görür görmez bir füzenin yüzlerce şarapneline hedef olan baba vardı o gecenin içerisinde. Ama hepsi tebessümle teslim ettiler ruhlarını Azraile. Çünkü; Kelime-i Şehâdet vardı hepsinin son nefesinde…

 

            Gündüz geceyi yırtarak geldi, tıpkı havayı yırtarak gelen mermiler gibi. Vahşet bütün dehşetiyle gözler önüne çıkmaya başlamıştı, onlarca genç vardı yerlerde. Çoğunun elinde taş (!) füzelerden daha inançlı, ağır veballe, ahlarla atılacak olan taşlardı bunlar. Parçalanmış bedenlerini siper etmişlerdi sağ kalanlara. Öyle bir iman ki; can pahasına direnen; pes etmeyen ve seve seve ölen ölen gençler; kalkıp savaşacaklarmış gibi heybetli yatıyorlardı yerlerde. Bunlar; Filistinli Zehra’nın gözlerinin hesabını İsrailli komutanların, liderlerin canlarıyla ödeten gençlerin genlerini taşıyan gençlerdi ve yeminli idiler bütün bu olanların hesabını sorumlularına sormaya…

 

            Bir yanda parçalanmış bebekler, bir yanda sakat kalmış çocuklar, bir yanda yanarak ölmüş babalar, bir yanda bütün bu olanları gayet soğukkanlılıkla izleyebilen ve kılını bile kıpırdatma eylemi göstermeyen Müslümanlar vardı. Emrolunanı, sünneti ve mü’min kardeşliğini unutmuş; televizyon karşısına geçip bizi izliyorlardı.

 

            Müdahale etmesi gerekirken, göz yumanları affetmeyeceğiz !....
                                                                                            
                                                               Murat OĞLAĞA

posted by ummandabirkatre at 18:58 | in: Yurekten Sesler
Sadece | Email ile Gönder | Yorum (yok) | Yorum Ekle
1.18.2009
Zamanı Gelmedi mi?



Ebede tohumlar ekmenin

İnandığın gibi yaşamanın

Kalemler aldın savaşmak için

Kendine vakit ayırmanın

Zamanı gelmedi mi?

 

Sorular sordun

Cevaplara ulaşmak için

Çoğu kez anı yaşamadın

Geçmişin elemi, geleceğin gizemi…(?)

Bir noktada takılıp kaldın.!

Zamanı gelmedi mi?

 

Durdun, düşündün…

Mektuplar yazmak istedin

Haykırmak istedin beklide…

Kendin bile dinlemedin

Kelimeleri iç içe evrene saldın.!

Zamanı gelmedi mi?

 

İstedin hep, umut ettin

Geceleri gündüze ekledin

Zerreleri atomlara ekledin

Yağmaladın, harab ettin, düzelttin.!

Umudu anıya çevirmenin

Zamanı gelmedi mi?

 

Nefesler; hem batın hem zahir

İyi ve kötü iç içe, alem ayan

Susarak konuştun, hiç anlaşılmadın

Ötekini sakladın, kendinden kaçamadın

Erdem diye direttin, ortaya saçamadın

Zamanı gelmedi mi?

 

Kelime

posted by ummandabirkatre at 18:21 | in: Yurekten Sesler
Sadece | Email ile Gönder | Yorum (yok) | Yorum Ekle
6.19.2008
Men Aşka Esirem.!



Ey Aşk;

Uğradınya bana...

Dilde taht kurdun...

Dilleri lal eyledin...

 

Men yoğ iken varmıydın?

Yardan gayrisi seni bilmezmiydi?

Titretirmiydin görenleri?

Teskin edermiydin gönülleri?

Fısıldarmıydın kulaklarına?



Dahi sitemim kalmadı...!

Terk eyleme meni...!



Men senle men oldum...

Men Aşka Esirem.!

Aşk; Menem.! 

 Kelime

posted by ummandabirkatre at 18:48 | in: Yurekten Sesler
Sadece | Email ile Gönder | Yorum (11) | Yorum Ekle
3.21.2008
Böğürtlen

 

Yine bir nida ile kalktık yerimizden...

Yeni bir umut bekliyordu bizi.!

 

Sınırında Ülkemin.!

 

* * *

Issız , gürültüden müberra

Saf , diz boyu yonca

 

Göz mesafesi...

 

Yapayanlız

 

İsmini bile bilmediğim

Bir ağaç sadece.!

 

Dallarını sarkmış

Neredeyse yerle birleşecek

 

* * *

Rüzgar sinemize işliyordu

 

Hafif hafif çiseleyen yağmur son verdi,

Issıslığa olan ziyaretimize...

 

 * * *

Bazıları için bir vedaydı (?)

Aksine Özde bir ilk.!

 

Aceleyle giderken farkettim

İlk kez görmüştüm

İlk defa

 

Ani Ölüm gibi çıkmıştın karşıma

Ayrılmak istemedim ilkin

 

Durdum ve bekledim

 

Bir bilinmeze bakmak nasılsa öylece baktım.!

 

" Bu ne ? " diye sordum tüm cehaletimle.

 

İsmini fısıldadı yüreğime,

Gaiblerden gelen ses :

 

" Böğürtlen "

 

* * *

Bir nida ile dönmemiz bildirildi o anda

Tıpkı geldiğimiz gibi

 

Emirber bir neferdik.!

 

Mecburduk.!

 

Ayrılmak istemedim

 

Dokundum.! ( Sadece bir lahza )

 

Bakakaldım.!  ( Hasretle )

 

Lekelerin kaldı ellerimde.!

Zahirde ; izin kaldı.!

 

 * * *

Tüm yüreğimi ısıtmıştın oysa.! (?)

Hem senden bir anı kalırdı.!

 

* * *

- İsmi yüreğime gaiblerden bildirilen :

 

" Böğürtlen "

 

 * * *

- Hani tad vermiştinya yalnızlığıma.!

- Hani el vermiştinya kanayan yanlarıma.!

 

Sınırında Ülkemin.!

 

| Kelime |

posted by ummandabirkatre at 19:15 | in: Yurekten Sesler
Sadece | Email ile Gönder | Yorum (8) | Yorum Ekle
3.5.2008
Dıl Hanesi

 

Dedin ya :

" Hatalara sapsanda.!

Hatalar içinde yüzsende.!

Sana olan muhabbetim eksilmez.! "

 

Yani ; - Benden yüz çevirmezsin.!

 

Bir çığlık istiyorum.!

 

" Senden yüz çevirmem.! "

 

Muhabbet ; bu olsa gerek...!

 

* * *

Yunus geldi aklıma ;

 

" Yana yana kül olayım,

Sen Maş'uk'umun yoluna.

Günde bin kez yanar isem,

Senden yüzüm dönmez benim.! "

 

* * *

İçimde kaynayan bir Mahşer var.!

 

" İlla Ente! "

 

Edemem Sensiz.!

 

Asla.!

 

* * *

 

Ey Seslenen.!

 

" Mecnun olmadan Leyla bulunmaz mı? " 

 

diyorsun.!

 

 * * *

" Kalb-i Mecnunu açarsan eğer ;

İçinde Hazreti Leyla var.!

 

......... sen sanma (!) (?)

 

- Mecnun Başka.!

- Leyla Başka.! "

 

( Ahmed-i Cizrevi )

 

* * *

 

Geçmişin kurtulamadığım her anına ;

( Dilimin ucuna gelipte )

Söleyemediğim bir dua gönderiyorum.!

 

Ve bütün yüreğimle " Amin.! " diyorum.

 

 

Kelime

posted by ummandabirkatre at 11:16 | in: Yurekten Sesler
Sadece | Email ile Gönder | Yorum (7) | Yorum Ekle
2.7.2008
İsimsiz Damla

Hiç Farketmiyor...

İnce bir nağmeden süzülen hoş bir sadâ gibi...

Uzadıkça uzuyor...

Manalar; mansızlığa boyun eğdi bile.!

Ne desek, kime arzetsek.! (?)

* * *

Bırakalım kendi halinde demini alsın çay.!

* * *

El çeksek.! , n'olur aceb ?

El attıkta ne oldu sanki.! (?)

Elem !,

Haz !,

 Şekva !,

İnce Sürur.!

Beklememeli mi?

( Öyle çok bekledim ki.! )

Kelime

posted by ummandabirkatre at 00:30 | in: Yurekten Sesler
Sadece | Email ile Gönder | Yorum (7) | Yorum Ekle
1.9.2008
Yer ve Göğün Birleşmesi

Nasıl oluyor...?

Bu seslerde nerden geliyor ?

- Üstüne... , Üstüne... -

Sırrı kalır mı ?

Boş bir sözün ?

 

Bu fısıltılar bir gün son bulmaz mı?

- Vesvese -

Hitab değişiyor an be an.!

 

Tek sabit var.!

 

O'nun bizi kabullendiği gibi....

Kabullenmeli.!

 

Hikmet acizi aşar....

 

* * *

 

Manevi bir alışveriş...

- Sirayet -

 

( Balıklar bile yakınıyor.! )

 

Eyvah.!

 

Heyhad.!

 

Bir sonu yok mu bu gidişin.!

 

Gidin deyin o bülbüle.!

An vecd anıdır.!

Seslenin.!

 

- Yer ve Gök birleşiyor.! -

 

Kelime

posted by ummandabirkatre at 18:40 | in: Yurekten Sesler
Sadece | Email ile Gönder | Yorum (2) | Yorum Ekle
11.21.2007
Sensiz Gecenin Zehri

 

Bir gece sessizliği içtim ;

Bir gece sensizliği.!

 

İkisinde de aynı tat,

Aynı koku vardı.

 

Zehri kana karıştı.!

 

Sükunet dört yanda.!

 

Kelimeler yine iç içe.!

 

Ve Sen.! (?)

 

Aklımdan hiç çıkmadın ki.!

 

Seninle geldim.!

Neden Sensiz gideyim.!

 

Feryadım hüzne inkılab etti.!

 

Sustum.!

 

Sessizliği dinledim.!

 

Kelime

posted by ummandabirkatre at 17:24 | in: Yurekten Sesler
Sadece | Email ile Gönder | Yorum (3) | Yorum Ekle
9.6.2007
Ey Ebr Bir Damla.!

 

Gönülde bin gamım var ;

 

Pinhan eylemek olmaz.!

 

Her yanım ateş kokuyor..

 

Ve halen vesveseyle boğuşuyorum.!

 

Ey Ebr bir damla.!

 

Kelime

posted by ummandabirkatre at 14:45 | in: Yurekten Sesler
Sadece | Email ile Gönder | Yorum (2) | Yorum Ekle
9.2.2007
Hüzün Mısraları...

 

Hüzün kokan hane...

Kelimelere sığdırılmış duygular..

Manalar uçsuz bucaksız...

Her biri bir başka menzile çıkar.!

Etten kemikten oluşumuzla sınırlı değil...

Teskin olamayışımızla mı alakalı (?)

 

Bizi bizden ediyorsa.!

Bizi bize tanıtıyorsa.!

 

Asla rücu!

 

Hüzünün rengi gri mi olmalı bilmem.!

Bendeki hüzün rengi

 

Kırmızı

 

Aslı arayışta açtığınız kapılardan..,

Mana denizini araladığınız pencerelerden..,

Manaları sinenizde hissetmenizden..,

Ve Bunların bize aksinden...,

 

Koca Ummanda;

Bir Katrede Siz olmanız hasebiyle,

Sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum,

Sizi dualarımdada hatırlamak istiyorum,

Bize manadan haber vermeniz hasebiyle...,

 

Ey Kelebek.!

 

Rengarenk.!

 

İyiki Varsınız.!

 

Hüzün Mısralarım

 

http://huzunmisralarim.blogcu.com/

 

Kelime

 

posted by ummandabirkatre at 20:50 | in: Yurekten Sesler
Sadece | Email ile Gönder | Yorum (4) | Yorum Ekle
« Önceki -
Türkçe-İngilizce İngilizce-Türçe Sözlük
TinyPic Image and Video Hosting

Free Hit Counters